Instagram

Dünyada kadın ve erkeklerde en sık yapılan estetik ameliyat “burun estetiği”dir.

Estetik bir görüntünün en temel şartı, doğru oran ve simetrinin sağlanmasıdır. Her hastanın yüz yapısı birbirinden farklıdır. Bu nedenle her hastaya kendi yüz yapısına göre bir burun planlanmalıdır.

Tüm dünyada kabul edilen estetik oranlar yüzünüze uyumlu bir biçimde sağlandığında, yeni burnunuz yüzünüzle bütünleşecek ve doğal bir görünüm kazanacaktır. İşte benim yaklaşık 20 yıldır kişisel olarak ulaşmak istediğim nihai hedef budur.

Burun estetiği sonrası hastanın özgüveni yükselir, yaşam kalitesi artar. Ancak en büyük değişim özellikle uzun burunlu hastalarda görülen “gençleşme illüzyonu”dur. Hastalar ameliyat sonrası en az 10 yaş genç görünen bir havaya bürünür.

Ameliyat Yaşı

Çeşitli bilimsel kaynaklarda burun estetiğinin en erken uygulanabileceği dönem 18 yaş olarak belirtilmektedir. Günümüzde ise, yüz gelişiminin tamamlanmış olduğu gerekçe gösterilerek, 16-17 yaşlarındaki gençlere de bu cerrahinin uygulandığını görmekteyiz.

Ben kişisel olarak, yaşadığım sayısız deneyim sonucunda, 18 yaş altı kadın ve 20 yaş altı erkeklerde bu cerrahinin uygulanmasını uygun bulmuyorum. Zira, kişinin görüntüsünü ömür boyu ve çok büyük oranda değiştirecek olan bu cerrahi için hastanın kendi kararlarını alabilecek yaşta olması gerektiğini düşünüyorum. Erkeklerdeki 20 yaş sınırının nedeni ise, hepimizin bildiği gibi, erkeklerin kadınlardan daha geç olgunlaşması ve ayaklarının yere basmasının daha uzun sürmesi olarak düşünülebilir.

Ameliyat Öncesi Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Ameliyata gelirken bayanların makyaj yapmaması ve oje sürmemesi, eğer varsa geçici veya kalıcı ojelerin çıkarttırılması gerekmektedir.Ameliyat öncesinde varsa kullanılan ilaçlar, sigara, alkol, uyuşturucu, vb. maddelerin kullanımı konusunda doktorunuza doğru bilgi vermek son derece önemlidir. Doğru bilgilendirme, ameliyat sırasında ve sonrasında oluşabilecek komplikasyonların önlenmesi için şarttır.

Ameliyattan en az yedi gün önce besinlerle birlikte alınan takviye (destek) ürünlerinin sınırlandırılması ve kronik hastalıklara (diyabet, hipertansiyon, vs) bağlı olarak alınanlar dışındaki ilaçların kesilmesi ameliyat esnasında kanamanın az olması için şarttır.

Aşağıdaki besin maddelerinin kanamaya meyil yaratabilecekleri için ameliyattan 7 gün öncesinde tüketimleri sonlandırılmalıdır.

  • Meyve: Frambuaz, böğürtlen, ahududu, nar, kayısı, portakal, ananas, çilek, kiraz, erik, armut, üzüm
  • Sebze: Acı marul, turp, yeşil biber, domates, lahana, maydanoz, soğan, brokoli, baklagiller
  • Çerez: Ceviz, badem, yer fıstığı, kakao ve yeşil çay
  • Çeşni: Kırmızı biber, kekik, biberiye, kimyon, anason, adaçayı, soya, keten tohumu

Ameliyat Süresi

Burun estetiği ameliyatı, en tecrübeli ellerde bile 2-2,5 saat arasında sürmektedir. Sanılanın aksine ameliyatın kapalı ya da açık teknikle yapılması bu süre üzerinde çok etkili değildir. Ameliyatı önceden planlamış ne yapacağını bilen bir cerrah ve onu iyi bir şekilde asiste eden yardımcılarının varlığı ameliyat süresini belirleyen en önemli faktördür.

Ameliyat süresi ne olursa olsun hastanın ameliyat için hastane odasından uzak kaldığı süre bundan çok daha uzundur. Zira ameliyathanede hastanın ameliyata hazırlanması, ameliyat salonunda burun video ve resimlerinin çekilmesi, hastanın steril bir şekilde örtülmesi ve ameliyat esnasında üşümemesi için ısıtıcılarının bağlanması, lokal anestezik ilaçlarının yapılması için belli bir süre geçmektedir.

Aynı şekilde ameliyat sonrasında hasta tamamen kendine gelmeden odasına yollanmaması konusunda çok hassas davranmaya çalışıyoruz. Bu nedenlerden ötürü ameliyat öncesi hazırlık, ameliyat ve ameliyat sonrası hasta derlenme süresi toplamı olan yaklaşık 4-5 saat boyunca hasta odasından ve yakınlarından uzak kalmaktadır.

Ameliyat Öncesi Tasarım (Simülasyon)

Ameliyat öncesi simülasyonda önemli olan, cerrahın tasarım yaptığı programı ne kadar iyi kullandığı değil, simülasyon ile tasarlanan burnu ameliyatta gerçekleştirebilme becerisidir.Kişisel olarak tasarım için en önem verdiğim konu öncelikle kişinin yüz yapısına uygun bir burun çatısı oluşturmak, daha sonra ayrıntılara (burun sırtının ne kadar kavisli ya da burun ucunun ne kadar kalkık olacağı gibi) hasta ile beraber karar vermektir.

Simülasyon, hastanın beklentilerini anlamak, hastaya ameliyat sonrası burnu ile ilgili bir fikir vermek amacıyla yapılmaktadır. Ancak, belirtmeliyim ki, ameliyat öncesi simülasyonu bir taahhüt olarak görmek uygun değildir.

Hasta ile birlikte yaptığımız simülasyon esnasında eğer hasta beklentileri olası ameliyat sonucu ile örtüşmüyorsa prensip olarak ameliyatı gerçekleştirmiyorum. Örneğin hasta çok büyük ve kalın derili bir burnu varken çok ufak ve keskin hatlı bir burun oluşturulmasını istiyorsa bunun neden olamayacağını anlatıyorum.

Tam olarak anlatmak istediğimi hastaya aktaramadığımı ya da anlattıklarımın hasta tarafından anlaşılmadığını düşünürsem ameliyatı yapmıyorum. Hasta hekim ilişkisi karşılıklı güven ilişkisine dayanmalıdır. En önemli şart budur.

Simülasyonda işimiz hastamıza hayaller pazarlamak değil olası sonuçlara hastayı hazırlamaktır.

Açık Teknik vs. Kapalı Teknik

Ameliyat tekniğinin belirlenmesinde birçok faktörün önem taşıdığı çeşitli kaynaklarda uzun uzun anlatılmaktadır. Bu faktörler, hastanın daha önce ameliyat olup olmadığı, burun ucunun yapısı, burun boyutu, geçirilmiş travma öyküsü, cilt kalınlığı, vb. olarak sıralanabilir.

Aslında bu konuda, çok da fazla konuşulmayan başka etkenler de mevcuttur. Cerrahların bir kısmı asistanlığı süresince açık cerrahi ile bir kısmı ise kapalı cerrahi ile asistanlık eğitimi almıştır. Yani cerrahın asistanlığı süresince öğrendiği ve uzun yıllar boyunca uyguladığı teknik açık da olabilir kapalı da; ayrıca birçok cerrah uzun yıllar süren asistanlık eğitiminde tüm detaylarını öğrenmiş olduğu tekniğin yerine bir başka tekniği öğrenmeyi tercih etmemektedir.

Bu noktada, hastanın cerrah tarafından kendisinin uyguladığı belli bir tekniğe yönlendirilmesi, diğer tekniğin olumsuzluklarının ön plana çıkarılması söz konusu olabilmektedir. Ben kişisel olarak, hastanın ihtiyacına göre hem açık hem de kapalı teknik ile ameliyatları uygulayabilecek niteliği kazanabilmek için uzun yıllar harcadım.

En iyi teknik yoktur, hastaya en uygun teknik vardır. Bu teknik açık da olabilir kapalı da. İyi bir cerrah, her iki ameliyat tekniğini de uygularken kendini rahat hissedendir.

Kemik Kırma, Kesme, Törpüleme

Burun estetik ameliyatlarında, burun kemik kısmının şekillendirilmesi için kesilmesi gerekmektedir. Kemik kesmek için testere, keski, törpü, mikromotor, piezo ultrasonik kesici gibi çeşitli yöntemler kullanılabilmektedir.

Söz konusu kemik şekillendirme yöntemlerinin hepsini kullanan bir hekim olarak tercihim, tek bir yönteme körü körüne bağlanmadan, her hastada tüm olanakları hazır bulundurmaktır. Zira ameliyat esnasında sıklıkla bir yerine birkaç teknik birlikte kullanılarak istenilen sonuca ulaşılabilmektedir.

Morluk ve Şişlik

Ameliyat esnasında kullanılan kemik şekillendirme yöntemleri, ameliyat sonrası ortaya çıkan morluk ve şişliğin en önemli nedenidir.

Ancak vurgulanması gereken daha önemli bir nokta sıklıkla gözden kaçmaktadır. Zira aynı gün ameliyat ettiğimiz ve aynı yöntemle burun kemiklerini şekillendirdiğimiz iki hastamızın bir tanesinde en ufak bir morluk şişlik gözlenmez iken diğer hastada mor ve ödemli bir yüz görünümü göze çarpabilmektedir.

Aynı teknikle ortaya çıkan farklı sonuçların en önemli nedeni “cilt tipi”dir. Bazı hastalarda cilt, parşömen kâğıdı gibi şeffaf ve incedir ve bu hastalarda morluk daha sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Bazı hastaların cildi ise morarmaya daha müsaittir. En ufak darbede kolu bacağı moraran hastalar buna örnek gösterilebilir.

Ayrıca, hızlı kilo vermiş olan hastalar, kan sulandırıcı ağrı kesici, aspirin vb. kullanan hastalar da daha kolaylıkla morluklar oluşmaktadır. Son olarak, ameliyat esnasında, burun kökü olarak bilinen “radiks” bölgesinin yüksekliğinin indirildiği hastalarda, diğer hastalara oranla daha şiddetli morluk ortaya çıkabilmektedir.

Biz kendi pratiğimizde hastanın morluk ve şişliğini azaltmak için çeşitli yöntemler kullanmaktayız. Bunların en önemlisi, ameliyat sonrasında morluğu azaltmak için 36 saat boyunca her saat başı 30 dakika buz ya da buzlu jel uygulamasıdır. Ayrıca göz altına iki saatte bir sürülmesi için çeşitli kremler reçete ediyoruz.

Fazla miktarda morluk ortaya çıkacağını düşündüğümüz hastalara ödem azaltıcı çeşitli ilaçlar ve besin destek takviyeleri planlıyoruz. Hepsinden önemlisi ise hastanın en geç ameliyattan 4 saat sonra mobilize olması ve ayağa kalkıp hareketli hale geçmesini sağlıyoruz. Hareketli hastada ödem ve morluk minimal olacaktır.

Ameliyat Sonrası Ağrı, Acı

Hastalardan bana en çok gelen sorulardan bir tanesi “Ameliyat sonrası canım acıyacak mı?” sorusu. Özellikle, ağrı eşiği kadınlardan daha düşük olduğu bilinen erkeklerin bu soruyu daha sık sorduğunu görüyoruz. Ameliyat sonrasında ilk 8 saatte damar içine verdiğimiz güçlü ağrı kesiciler nedeniyle hastalarımız ağrılı bir ameliyat sonrası dönemi yaşamamaktadır.

Tamponlar, Burun Üstü Splint (Alçı)

Son yıllarda ortaya çıkan tamponsuz ameliyat furyası nedeniyle “burun tamponu” konusunun net bir şekilde ortaya konulması gerektiğini düşünüyorum. Burun tamponu, burun estetik ameliyatı sonucu üzerine etkisi olan bir işlem değildir; yani tampon konulması ameliyat sonucunu daha iyi ya da daha kötü yapmaz.

Burun tamponu, burun orta bölmesinde ameliyat nedeniyle ortaya çıkan şişliği önlemek, burun içi mukozası ile burun kıkırdakları arasında kan birikiminin önüne geçmek için kullanılır.

Ayrıca, burun etlerine müdahale ettiğimiz hastalarda, ameliyat sonrası burun için yapışıklıkları önüne geçmek için de burun tamponu kullanılmaktadır. Tamponsuz burun ameliyatı seçilmiş bazı hastalarda tercih edilebilir ancak her hasta için uygun olmadığını vurgulamak gerekir.

Burun üzerine ameliyat sonrası konulan yapışkan alüminyum ya da sıcağa duyarlı (termal) koruyucular (splintler), eskiden kullanılan bunun alçısının yerini almıştır.

Burun sırtına yapıştırılan ve ameliyattan yedi gün sonra çıkartılan bu koruyucular, burun sırtında daha az ödem oluşmasına ve burun sırtı bölgesinin şeklinin korunmasına katkıda bulunur. Ameliyattan sonraki 7.-10. günde bu koruyucular çıkartılır, burun bantları yenilenir. Yeni burun bantları ise yedi gün daha burun üzerinde bırakılır.

Dikiş Alınması

Ameliyat tekniğine (açık vs. kapalı) bağlı olarak burun dışına ya da içine atılan dikişler yaklaşık 3-4 hafta içerisinde tamamen erimektedir. Ameliyatlarımız sonrasında herhangi bir şekilde dikiş alınması söz konusu değildir. Dikişler kendiliğinden eriyip yok olmaktadır.

Burun içerisindeki orta bölme üzerine atılan dikiş ise 4-6 hafta sonra sümkürmekle burun dışına çıkabilmektedir. Bu durum bazen hastalarda korku ve endişe kaynağı olabilmektedir ancak bu beklenen ve olağan bir durumdur.

Taburculuk

Ameliyattan 6-8 saat geçtikten sonra hasta evine dönebilir. Burada en önemli nokta, evde saat başı 30 dakika olarak uygulanan göz üzerine buz konulması işleminin aksatılmamasıdır. Hasta evine döndüğünde ameliyattan çıktığı için uykuya meyilli, hasta yakını ise yaşamış olduğu stres nedeniyle oldukça yorgun ve bitkin olacaktır. Bu nedenle saat başı buz uygulaması evde aksatılabilmekte, bu durum da hastanın iyileşme süresini olumsuz etkilemektedir. Bu konuyu azami özen gösterildiği sürece hastanın aynı gün taburcu olmasında bir sakınca yoktur.

Burun Sırtı Koruyucu Rinoplasti (Preservation Rinoplasti)

“Koruyucu Rinoplasti” olarak da bilinir. “Preservation Rinoplasti” tekniğinin Türkçe’ye tercümesidir. Koruyucu (preservation) rinoplasti, her hastaya uygulanması mümkün olmayan, seçilmiş hastalarda ise hızlı iyileşme süresi ile hastaya konfor ve rahatlık sağlayan bir ameliyat yöntemidir.

Koruyucu (preservation) rinoplasti, esas olarak kapalı teknikle uygulanmaktadır. Bu ameliyat tekniğinin adı, burun kemik-kıkırdak bütünlüğünü sağlayan önemli ligamanların (Pitanguy ve Scroll ligamanları) ameliyat esnasında kesilmemesi (korunması) prensibine dayanmaktadır.

Yani hem kapalı teknik ile, hem çok sınırlı bir kesi ile çok dar bir alandan, hem de önemli bir çok burun yapısını koruyarak burun estetik ameliyatı gerçekleştirilmektedir. İşte tam olarak da bu nedenle koruyucu (preservation) rinoplasti, çok zor bir ameliyat tekniğidir ve tüm Dünyada sınırlı sayıda cerrah tarafından uygulanmaktadır.

Koruyucu (preservation) rinoplasti tekniğinin en önemli avantajı, hastanın çok hızlı bir şekilde iyileşmesidir. Hasta ilk hafta sonunda günlük işlerine dönebilir, sosyal çevresine girebilir. Bu tekniğin bir diğer avantajı, kapalı teknikle yapıldığı için, hastanın ameliyat olduğunun anlaşılamamasıdır. Hastanın burun sırtında ele gelen düzensizlik olmaz. Burun ucu ligamanları korunduğu için bunun uç kısmı hareketli ve yumuşak olur, taş gibi sert olmaz.

Koruyucu (preservation) rinoplasti tekniğinin en önemli dezavantajı, ülkemizde bu tekniği uygulayabilen çok sınırlı sayıda cerrah olmasıdır. Bu web sitesinin hazırlanması esnasında Türk Ulusal Kulak Burun Boğaz, ve Ulusal Yüz Plastik Cerrahi kongrelerinde bu teknikle ilgili deneyimlerimi ülkemizdeki diğer meslektaşlarıma sunmak için davet edilmiş olmam, konuya verdiğim önemin en önemli geri dönüşü olarak kabul edilebilir.

Koruyucu (preservation) rinoplasti çok ileri düzeyde eğri, iri, darbe almış, travmalı burunlara da uygulanabilmekte, ancak bu durum yoğun bir bilgi birikimi ve deneyim gerektirmektedir.

Koruyucu (preservation) rinoplasti tekniği, revizyon (düzeltme) ameliyatlarında da başarı ile kullanılabilmektedir.

Burun Ucu Estetiği (Tip Plasti)

Burnun sadece uç kısmına yapılan müdahalelere “tip plasti” yani “burun ucu estetiği” adı verilir. Bu cerrahi ile burun uç kısmındaki her türlü sorun (sarkıklık, düşüklük, genişlik, vb.) düzeltilebilmektedir.

Tip plasti cerrahisi yaklaşık 45 dakika sürmektedir. Burun içerisine ameliyattan sonra genellikle tampon konulmamaktadır. Ameliyat sonrasında yüzde şişlik, göz ve göz altlarında morarma olmaz ya da çok az miktarda gözlenir. Hasta, cerrahi sonrası altıncı saatte hastaneden taburcu olabilir. Üçüncü gün normal hayata dönüş mümkündür.

Revizyon Rinoplasti

Estetik burun cerrahisine olan talep tüm dünyada giderek artmakta ve bu durum revizyon için başvuran hasta sayısını da dramatik olarak arttırmaktadır. Son yıllarda ne yazık ki cerrahi pratiğimizin büyük kısmında, başka merkezlerde ameliyat geçirmiş olan hastalarımızın burun revizyonlarını (düzeltme, ikinci ameliyat) gerçekleştiriyoruz.

Revizyon için başvuran hasta, genelde büyük bir stres altındadır. Hastanın önceki cerrahide beklediği sonucu alamamış olması, yeni ve daha riskli bir ameliyata hazırlanmakta olması, yeniden geçireceği bu ameliyatın da sonuçlarının garanti edilememesi gibi birçok stres kaynağı ile başa çıkmaya çabalamaktadır. Uzun yıllardır revizyon cerrahisi yapan bir hekim olarak bu yolda mümkün olduğunca hastalarımın yanında olmaya ve elimden gelenin en iyisini yapmaya gayret etmekteyim.

Revizyon cerrahisindeki en önemli sorunlardan birisi burun sırtının ya da burun ucunun çökmüş olmasıdır. Ayrıca genellikle burun içerisinde onarım yapmaya yetecek kadar kıkırdak kalmamıştır. Bu durumda hastanın kulak kepçesi kıkırdaklarından ya da kaburga kıkırdağından parça alarak ameliyatta kullanma gereği doğmaktadır. Alternatif olarak hastanın talebine göre, FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onaylı yapay kıkırdakları da birçok hastamızda tercih edebiliyoruz.

Burun yan kanatlarında çekilme (alar retraksiyon), revizyon burun estetiği için başvuran hastalarda karşılaştığımız ancak sıklıkla göz ardı edilen önemli bir sorundur. Alar retraksiyonun düzeltilmesine ilişkin olarak Dünya tıp literatüründe yüzlerce yayın mevcuttur ancak nihai bir çözüm bulunmuş olmadığı için halen konu üzerinde yazılıp çizilmektedir. Cerrah, alar retraksiyon ile başa çıkabilecek cerrahi manevraları önceden planlamalı, bir cerrahi tekniğin yetersiz kaldığı durumlarda bir diğer tekniğe geçebilecek donanımda olmalıdır.

Burun Tıkanıklığı

  • Ameliyat Öncesi Burun Tıkanıklığı (Septoplasti)

Nefes almayan bir burun hiçbir şartta ve koşulda güzel değildir. Bu benim temel burun ameliyatı felsefemdir ve üzerinde büyük hassasiyet gösterdiğim bir konudur.

Sağlıklı bir insan için en temel ihtiyaçlardan birisi oksijen gereksinimini karşılayabileceği yeterli havayı almasıdır. Hayatı boyunca burun tıkanıklığı çekmemiş birinin burun tıkanıklığının ne olduğunu anlaması kesinlikle mümkün değildir.

Estetik burun ameliyatı planladığım tüm hastalarımda ameliyata öncelikle burun içerisindeki eğrilikleri düzeltmek, burun etlerini küçültmek ve sağlıklı bir hava akışı yaratmakla başlıyorum. Bu ameliyatın ilk adımı ve olmazsa olmazıdır. Burun içi rahatladıktan sonra burun görüntüsünü düzeltme işlemine geçiyorum.

  • Ameliyat Sonrası Burun Tıkanıklığı

Burun estetiği sonrasında da hastalar çeşitli nedenlerle geçici burun tıkanıklığı yaşayabilirler. Bunun en önemli nedeni ameliyatta yerleştirilen burun tamponudur. Burun tamponu 2-7 gün boyunca burun içerisinde kalır ve bu süre içerisinde hasta tamponun kanalları vasıtası ile sınırlı miktarda nefes alabilmektedir.

Ameliyat sonrası bir başka geçici burun tıkanıklığı nedeni, ameliyat esnasında burun orta bölmesindeki mukozanın kıkırdak ve kemikten ayrılmış olmasıdır. Bu kısım ameliyat sonrası 4-6 hafta boyunca ödemli olacağı için geçici burun tıkanıklığı yaratabilir. Ameliyat esnasında burun içerisine atılan ve kendiliğinden eriyen dikişler de 4-6 hafta boyunca burun içerisinde yabancı cisim etkisi yaparak geçici burun tıkanıklığına neden olabilir.

Burun ameliyatı öncesinde alerjik rinit tanısı zaten var olan hastalar ameliyat esnasında burun içine yapılan müdahalelerin tetiklemesi ile ameliyat sonrası rinit tedavisine ihtiyaç duyabilirler. Estetik burun ameliyatı sırasında burun etleri (konka, turbinat) de küçültülmüş ise, bu etlerin iyileşmesi sırasında ortaya çıkan kabuklanma, geçici burun tıkanıklığı yaratabilmektedir.

Burun Estetiği İzmir